İki scooter, iki adam ve kısa bir tatil

18 – 23 Ağustos 2014 tarihleri arasında İstanbul, Bozca ada, Ayvalık Sarımsaklı, İstanbul şeklinde bir haftalık kısa tur ve tatil yaptık Uğur ve Onur`la. Aslında Onur Ayvalık`da kendi yazlıklarında bizi bekliyordu, öncesinde Uğur ve ben birlikte seyahat ettik. Uğur Honda Pcx, ben de Yamaha Xmax kullanıyordum.

Toplamda 20 saat motor kullanmışız ve 1116 km`de yol yapmışız. Yaklaşık yakıt tüketimim; 160 TL, 32 lt. 100 km`de ortalama tüketim 2.8 lt.

1116 km

İlk durağımız Bozca ada`ydı. Adanın tek çadır ve karavan kamp alanı olan Ada Camping`de kaldık. Niyetimiz bir gece kalıp yola devam etmekti fakat ada o kadar güzeldi ki 2 gece 3 gün şeklinde Bozca ada ziyaretimizi uzattık ki az bile geldi :) İlk fırsatta daha uzun konaklamalı bir tatil planı yapılacak.

Üzüm bağlarının arasında sabah yürüyüşü yapmak, buz gibi (ama gerçekten buz gibi) denizine girip yüzmek, tertemiz havasını solumak, kayık iskelesinde fonda çalan hafif Türk sanat müziği eşliğinde rakı içmek ve yanındaki o leziz mezelerden yemek. Son kadehi tam bitirmeden kalkınca yediğimiz fırçanın bile tadı başkaydı :)

Bozca ada`da Rakı

Rüzgar güllerinin olduğu bölgeden şarap eşliğinde güneşin batışını izlemek kötü şaraba rağmen güzeldi. Bu arada adadaki şarap tadımına yasak gelmiş, bazı mekanlar kendi kafelerini açmış ya da alkol satışı yapılan yerlerle anlaşmış belli bir ücret (sanırım 10TL) karşılığı şaraplarını (15 – 16 çeşit) tattırıyorlar. Bir nevi krizi fırsata çevirmek sayılabilir sanırım bu durum : )

Bozca ada`da güneşin batışı

Bozca ada`da güneşin batışı

20 Ağustos akşamı adadan ayrılıp Ayvalık`a doğru yola çıktık.

Adaya veda

Ayvalık`a giderken Altınoluk`da kısa bir mola verdik, güzel bir dondurma ve sahil turu sonrası tekrar yola koyulduk. Şimdi bu yazıyı yazarken bakıyorum da hiç doğru düzgün fotoğraflar çekmemişiz.

Ayvalık`a varınca Onur bizi karşıladı ve evlerine gittik, bizi çok güzel bir sofra karşıladı (aynı güzellikteki sofralar sonraki günlerde de hiç eksik olmadı sağolsunlar), bu vesile ile tekrar Onur`un, annesinin ve babasının kulaklarını çınlatayım, tekrar tekrar teşekkür ederim kendilerine.

Ayvalık Sarımsaklı`da ilk sabah Uğur`un da zoruyla Şeytan Sofrası`na doğru sabah yürüyüşü yapma kararı aldık. Yol boyunca orayı ziyarete gidenlerin ne kadarda pis, çevreye duyarsız insanlar olduklarına kanaat getirdik. Yol kenarları çöp ve pislik içindeydi. Ziyarete gidenler bir yana belediyenin ve Şeytan Sofrası`ndaki mekanları işletenlerin de sorumluluğunda bu bölgenin temizliği ve bakımı ama yarını düşünen yok maalesef.

Uzun ve yorucu ama keyifli bir sabah yürüyüşü ardından tepeye vardık sonunda, spor insanı mutlu ediyormuş, bakın ne kadar da tatlıyız :)

Şeytan Sofrasındayız

Tepeye vardığımızda yıllar önce gittiğimden çok farklı olarak tepenin en uç noktalarına kadar işletmelerin oturma yerleri vs yaptıklarını ve o mekanlara müşteri olmadan güneşin batışının pek de düzgün şekilde izlenemeyecek hale getirildiğini gördüm. Alttaki fotoğrafı ben çekmedim, internetten buldum, sadece bir örnek. Üzeri dev ve sabit şemsiyelerle kapatılmış alanlar da var. İnternette iki dakika araştırsanız fazlasıyla görsele ulaşabilirsiniz, ben sinir olduğum için çekmek istememiştim.

Bir de Şeytan`ın Ayak izi olduğu iddia edilen yerin etrafı dilek dilemek amaçlı bağlanan peçete, çaput gibi şeylerle dolmuş durumda. Şeytan`dan mı dilek diliyor insanlar anlam veremedim ya neyse.

Şeytan Sofrası

Ayvalık Sarımsaklı`da 4 gün kaldık, bu esnada; denize girdik, Cunda Adası`nda rakı içtik, tabi ki Tostçular Sokağında Ayvalık Tostu yedik :) kısaca gezdik yedik eğlendik, kafamızı dinledik. İşler için enerji toplayıp hızlıca İstanbul`a doğru yola çıktık ve Yalova civarında Köfteci Yusuf`a uğramadan geçmedik. Bu arada Köfteci Yusuf`un köftesini İstanbul`da bulamıyorum diye üzülmeyin, bir arkadaşımız yeni açtığı “34,5 Cafe & Ege Fast Food” isimli mekanda bu köftelerden satıyor bilginize :)

Ayvalık`dan İstanbul`a dönüşte kahvaltı yapmak için yer ararken Balıkesir Susurluk arasında bir mekan bulduk hatta ilk bulduğumuz mekandı : ) Tellioğlu Değirmen ismindeki bu yerde açık büfe kahvaltısı mükemmeldi, çalışanları güler yüzlü ve ilgili, mekan çok ferah ve temizdi. Uzun zamandır böyle bir yere yol üzerinden rastlamamıştım. Yolunuz düşerse uğramadan geçmeyin derim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir